Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
   taa en başında söylemiştim aslında ben çabuk pes ederim çabuk vazgeçerim diye.  şimdi düşündüm ne zaman bu kadar çabuk vazgeçmeye başladım bilmiyorum. fakat hatırladığım eskiden bu kadar kolay vazgeçmediğimdi hiçbir şeyden...       ortaokuldaydım. yaz tatili için bir ay kalmaya amcamlara gitmiştim. orda amcamın çocuğunun bisikleti vardı. ben o bisikleti öğrenebilmek adına hergün ama hergün çalışmaya başladım. kimsenin yardımı olmadan. tek başıma. döneyim derken düştüm. bisiklet üstüme yığıldı. ayaklarım kanıyor. ama ertesi gün yine denedim. her gece yengem kızın ayakları morluktan geçilmiyor dedi. ama ben ertesi gün yine deneme yaptım. ve en sonunda öğrendiğimde en büyük mutluluk  benimdi. çünkü o başarı sadece benim uğraşmamla benim çabalarımla olmuştu.     şimdi düşünüyorum. ben ne zaman korkak oldum böyle. ne zaman vazgeçmeye başladım. .. bilmiyorum. bildiğim tek şey var. ogün bu gündür bir daha bisikleti elime sürmediğim...
herşeyin sebebi varmış. bunu anladım bugün. mutfağıma karıncalar dadandı iki gündür. tavandan geldikleri için tablet alıp yerleştirmenin anlamsız olduğuınu düşündüğüm için, onların tavandan geldikleri yere kokusunu alıp uzaklaşsınlar diye çamaşır suyu döktüm. ama dökerken taşırmış doğalgazı ocağa bağlayan kablonun oraya da getirmişim.  şimdi neden böyle bir hikaye anlatıyor bu demeden siz esas cümleme geleyim.  o kablonun oradan bir ses duydum bir fokurdama gibi.  baktım. usulca ocağın üstündekileri boşalttım, birşey yoktu. en son kablonun oraya baktım da doğalgaz borusunun gaz kaçırdığını farkettim.  şimdi düşünün.  karıncalar olmasaydı ogün oraya çamaşır suyu dökmeyecek  o sesi duymayacak ve herşeyden habersiz uyumaya gidecektim. sonrasını ne düşünmek ne yazmak istiyorum. bugün kadir gecesi. Rabbimin hikmeti çok büyük.  o karıncaların bile bir nedeni var. Allah'ım bugünün hatrına bizleri bağışlasın. gönlümüzde olan...
geçecek bunlar desem. nasıl ne zaman... ? mutlu olacağım tekrar gül desem yine aynı sorular... ben kolay yorulur kolay pes ederim. olmuyorsa neden olmuyor diye ağlar, zaten olmuyor diye bir daha yapmam o şeyi... diğerleri gibi güçlü pes etmeyen biri değilim. herkes gibi herkes kadarım. belkide bu yüzden oluyor böyle şeyler. bilemiyorum. belkide pes etmemeliyim. olmuyorsa zorlamalıyım. çilekeşin şarkısı gibiyim belkide o  vazgeçersen kaybedersin demiş belkide vazgeçmemeliyim. bilemiyorum. bilmenin eşiğindemiyim. onu da bilmiyorum. bildiğim çaba gösterdiğim. olmasa bile olmasını istediğim. olacak inşallah diye dua ettiğim. bildiğim tek şey tekrardan mutlu olmak istediğim...
kısa bir öyküdür hayat, uğruna upuzun acılar çekitğimiz... izlediğim bir dizinin etkisiyle boğazımda yumru var iki  gündür. tüm taşadıklarımı karşıma tek tek çıkaran bu diziyi önceden bilseydim başlaazdım. yüreğimdeki sancı nedeyile konuşamıyorum doğru dürüst. herkes bu kadar sıaradanken ben neden bunca şey yaşamak zorundaydım.herkes gibi hiç bir şey olmadan yaşamayı özledim. acı çekmeden yaşamak... şimdi böyle şeyler söylemenin isyan olduğunu söyleceksiniz. fajat hayır, isyan etmiyorum. sadece düşündüklerimi yüreğimde tutamıyorum artık. ben bunları düşünürken yolda amcamla karşılaşıyorum. amcam asosasyal oldun oldun çıktın diyor. amca diyorum elimde avucumda ailem ve kitaplarım dışında neyin kaldı ki. ben kitaplarımla yaşıyoum artık. onlar bana her seferinde yeni bri hayat veriyorlar. kendi hayatımı unuturken onlar sayesinde gülümsüyorum hayata.  ben çok doluyum. oysa bu kadar dolu olmayı istememiştim. sade ve sıradan bir hayattı istediğim... bu kadar ve böyle değil......
kendimi özgürce anlatabilmek için açtım bu blogu. uygun yerde uygun şeyleri söylemekten yüreğimdeki öfkeleri anlatacağım kimse yoktu. evet. herkes aynı hayatta ama herkes ayrı hayatta. bu yüzden kimse ilgilenmiyor kimseyle. ben kendimi kaybetmekten korkarken beni bulmak için çabalayan kimse yok. bu aralar ise yalnızlığıma o kadar kafayı taktım ki neden niçin ne zaman diye diye aklım 5n1k ya döndü. hatalarımı düşünüyorum çoğu zaman.  küçük hatalar unutur zamanla. peki ben o büyük hataları nasıl yaptım. bilmiyorum. şu aralar hep söylediğim gibi, çok yoruldum. artık ne hata yapmak ne de hataların ortasında kalmak istiyorum. bu yüzden sevgiden uzak duruyorum. evet. bende sevgiyi hata olarak görenlerdenim. yüreğim öyle görmeye başladığından beri daha sakin. daha yalnız. ama daha huzurlu. çünkü biliyor yüreğim bu şekilde kimse beni üzemez. hata olarabilir belki düşüncelerim. ama başındada söylemiştim. ben burda kendimi anlatabilmek için açtım burayı.  çünkü burasıö...
hayatımı yaşıyorum sadece. geçen arkadaşımla dertleşirken naptığımı sordu. sadece yaşıyorum dedim. nasıl olduğunu bilmeden, nasıl olması gerektiğini düşünmeden. sadece yaşıyorum. sonra kendi derdini anlatmaya başladı. biz çok mu kötüyüz ki bunlar başımıza geliyor dedi. düşündüm. zaten daha  önce benim cümlelerimi başka bir ağızdan duymak gibiydi bu. baktım. yanıt verdim. kötülüğümüzden ya da değil. sadece bu bir sınav. geçecek elbet. birşekilde. peki nasıl olacak dedi. ne yapmalıyım dedi. hiçbir şey dedim. hiçbir şey yapma. sadece yaşa. ben şu an öyle yapıyorum. düşünmeden yaşıyorum. çünkü düşünürsem taşarım. ve ben artık öyle yoruldum ki. taşmak istemiyorum. sakin bir hayat istiyorum. ev istiyorum böyle bir başıma yaşadığım değil. annemle babamla mutlu olduğum içinde 3 kişilik bir mutluluğun olduğu bir hayat istiyorum. çok şey değil. ben çok olan umutlarımı  denize fırlattım. bunlar benim geride tutunduğum umutlarım. çok şey değil. sadece annem ve babamla mutl...
yorgunum. duyduklarım yaşadıklarım bana ağır gelmeye başladı. şimdi alabildiğine susuyorum.cümlelerim kaç kelime. yaşadıklarım kaç cümleye sığar bilmiyorum. yada sığmalı mı? tüm hayatım can alıcı cümleler olarak mı yaşanmalı? ben herkes kadar ve herkes gibiyim. herkesin cümleleri herkesin yaşantısı herkesin görünüşü. ben farklı olmayı beceremedim. ve yoruldum. artık olmak istediğim kimse yok. olmaya özendiğim hiç bir güneş yok. beni anlayan yada anlamaya çalışan. bugün akşama kadar düşündüm. prenses sandığım hayatımın nasıl çöktüğünü gördüm. nasıl hiç bir işe yaramadığımı gördüm. ben nasıl yalnızım onu gördüm. boğazımda cümlelerim takıldı. konuşamadım. konuşsam kimim vardı ki. yıkıldım bu hissettiklerimle. sonra etrafıma baktım. hala dua ettiğimde beni dinleyecek biri vardı. bugün daha öncede bildiğim bu cümleyi kendime hatırlatmamla kendime geldim. evet. benim hayatım sevgi etsesi. sevgiye beş dakika kala....
yeni bir akşam. yeni bir umutsuzluk.  hayatım hep düşünceler arasında mekik dokumakla geçti. ben başarısızlık yumağıyım. ben başarısız ve sevilmekten uzak acınası biriyim. ama bunu anlamak için 20 yılıman geçmesi gerekti malesef. ne zaman düşsem ben daha iyisini yaparım diyip daha bir hişimla kalktım ayağa. ve hepsinden daha beter düştüm sonra.  şimdi bugün bu gece yarısı kafamı taşlara vurmadan anladım gerçeği. ben bu kadar hatalı olmamalıydım. fakat öyleyim istemesemde.  oysa bende mutlu olmak isterdim. gülümsemek. mutlu olmak. geleceği düşünmeden yaşamak. ama yapamam. ben bunlara layık değilim. ben başarısız, kimsesiz, yalnız bir kimseyim.  kendimi böyle kabul etmeliyim.  oysa küçükken dileğim yarın olsun güzel şeyler alayım. şimdi ki dileğim artık mutlu olayım.  çok bencilce yazmak istememiştim bunları özür dilerim.  fakat bugün çok doluyum.  ve anlatabileceğim kimsem yok...